Google

Ben iyiyim de, çevrem kötü...

7 Ekim 2015 Çarşamba

Bir Anahtar Tüm Kapıları Açar... Belki:)

Keşke plakaları da görünseydi. Yanındaki kıza yanlışlıkla baktı diye adamı sokak sokak arayıp, arabasını bulup ters çeviren delikanlılar bunlara da aynı öfkeyle saldırsalardı mesela... Ufak cezalar yetmiyor bu insanları caydırmak için. Canlarından daha kıymetli olan, kaldırımlarda sakladıkları mallarını kullanılamaz hale getirirsek, belki o zaman cesaret edemezlerdi. Bir anahtarla boylu boyunca çizmek de zor değil aslında, yürürken elini olduğu yerde sabit tutacaksın yani, o kadar... Bence uygulanabilir, hiç vicdan muhasebesine girilmeden.
Çocuğumuz olana kadar, engelli olana kadar, bir engelli yakınımız olana kadar empatisini kuramadığımız hayatlar bunlar. Keşke plastik kapak toplamayı öğreteceklerine, bir günlüğüne bir engelle yaşamayı öğretselerdi.
Duyarlı insan olmak kavramı, kendi atıklarımızı ayrıştırarak, uygun atığı uygun kutuya atmak kadar basite indirgenecek bir şey olmamalıydı! Bunu maymunlar da yapabilir; bu sadece basit bir çöp atma eğitimi! O alınan sandalyeleri keşke bir tur da bize verselerdi...

16 Ağustos 2015 Pazar

Gerilla vs Terörist

"Gerilla", mevcut siyasi ideolojiyi yıkıp "yerine yenisini getirmek" amacıyla, silahlı mücadeleyi "sivil halka yansıtmadan", devlete yönelik gerçekleştirir. Bir ırkı veya bir ülkedeki azınlık ırkları "daha üstün kılmak" amacıyla savaşmış bir gerilla grubu yoktur tarihte! 
Moda ikonuna dönüştürülmüş iki tane Che tişörtü ve şapkasını üzerine geçirip, yemekhanedeki ücret artışına karşı tencere-tava çalanların, kendini "devrimci gerilla" ruhunu yaşattıklarını sanarak gaza gelip, yaptığı vur-kaçlarla bir üstünlük kazanırsa, mevcut düzen yerine ancak, sevinince de üzülünce de dükkanlara, otobüslere ve insanlara molotof kokteyli atma, kaçak elektrik çekme ve okullarına beden eğitimi yerine "İleri Pusu Teknikleri" dersi koymaktan öteye gidemeyecek bir yönetim şekli getirecek kapasitedeki; sürekli aşk ile bahsettikleri "halkları" korkutup, işkence yapıp, öldürüp, görev başında olmayan asker ve polisleri evlerinde, arabalarında kalleşçe öldürene de "terörist" dendiğinin ayrımına varamadan destekleyen, BJK maçına gidip, daha stada girmesine saatler varken içip sarhoş olup, sokaklara işemeden ve kusmadan stada giremeyen "Çarşı" grubunu bile "halk kahramanı" gibi gören, kelime haznesi 140 karakteri geçemeyecek kapasitedeki ama bilmediği terimlerle konuşmaya pek hevesli, özenti gerizekalıların beynine sıçayım affedersiniz... Otu boku beğenmeyip "karşı" çıkıyorsan, yerine koyacak fikrin olsun bari.
Benden daha "milliyetçi, cumhuriyetçi, Atatürkçü, ülkenin bütünlüğü, malı mülkü elden gidiyorcu"ların ülkesini cömertçe sunması neyin ikiyüzlülüğüdür. Nereli olduğumu sorup, doğulu olduğumu öğrenince burun kıvırıp, "Aaaa Kürt müsüüün seeenn?!, Doğu'da insanlar nasıl yaşıyor, neye benziyor?" diye soranlar ve arkamdan "KÜRT" diye lakap takıp bağıranları tek tek hatırlıyorum ben yaa...smile ifade simgesi Kürt olmamama rağmen hiç gocunmadım ben ama siz sorarak gösterdiniz "faşik"liğinizi her zaman. Tanıştığım insanların nereli olduklarını öğrenmemin benim açımdan nasıl bir fark oluşturacağını anlamadığım için "fanatik memleketçilik" kafasıyla sorulan bu soruyu da ilk soran ben olmamışımdır hiçbir zaman mesela, sırf konu açılmış olsun diye bile... Ben teröriste "terörist" deyince, "faşik" oluyorum şimdi öyle mi? Sizleri tek tek hatırladıkça utanıyorum ama, siz şu an savunduklarınızla ve geçmişinizle çelişmekten utanmıyorsunuz. Eee...her birinden bir dönem ekmek yiyorsunuz sonuçta değil mi? "Mevcuta karşı"lığı ileri görüşlülük sanan adamın, bu tür fantezilerle mastürbasyon yaparken, arzulanan adam olduğunu sanması yanılgısı... Adam ne vatanseverliği bırakıyor ne terör sempatizanlığını...smile ifade simgesi Gizemli bir dengesizliğe sahip adamın dayanılmaz çekiciliği...smile ifade simgesi Çok komik!:)
İşine gelmeyen siyasetin temsilcileri için "ölseler de kurtulsak" diyebilen adamların savunacağı şey de zaten ancak herkese dehşet saçan terörizm olabilirdi. Neyine şaşırıyorsam bu durumun:)

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Ülkemizin Mazlum Teröristleri ve Terör Empatizanları

Öğretmeni tarafından sevilen bir öğrenci olduğunu anlama yöntemi olarak, sıra dayaklarında öğretmenin en hafif vurduğu kişilerden olduğumuzu bilmenin bize mutluluk verdiği bir ortamda, aslında tam anlamıyla eşek gibi yetiştirilmemize rağmen yine iyi adam olmuşuz gibi... Şiddeti ufak dozlarla vererek, bizim için sevindirici ve sevimli hale getirmişler meğer. Zira okul anılarımızla ilgili konuşmalarımızın da en az yarısını kaplayarak bizi kahkahalara boğan bir konu olmuştur bu. 
Birden fazla hükümet gördüm ben öğrenciliğimde. Babamın ve dedelerimin anıları da hep benzerdi aslında. Suçu kimseye atmayın yani! Kötülüğümüzü her koşulda yaşatmış bir toplum olmuşuz zaten her zaman, egolarımızı her şeyi gizliden gizliye kötüleyerek ve yaftalayarak da beslemek suretiyle... Bir anda dokunan bir sihirli değnek tüm insanların değerlerini değiştirmiş gibi davranmayın; yaşadığınız öfkelerinize ve arzuladıklarınıza ve kendinize dönüp bir bakın, neleri kabul ederek normalleştirdiğinize...
Üstteki birkaç grup insan gidip geliyorken, aynı kalan bir şeyler varsa; o ülkenin her zaman içinde olan, IRKLARDAN BAĞIMSIZ OLARAK, tüm insanları ve “insanlık” anlayışlarıyla ilgilidir. Şiddetin, ölümün ve terörün normalleştiği ve rahatça savunulduğu bir ortam, ancak böyle bir insan yetiştirme tarzıyla gerçekleştirilebilirmiş demek ki... Geçmişten beri yapılan tek şey, medeniyet oluşturmak için değil; dağlardan silahla inip, vicdanı sızlamayacak eylemlerde bulunacak insanlar yetiştirmek içinmiş. Hepimiz birer intihar komandosu eğitiminin temelini almışız daha ilkokul sıralarımızda "eğiticilerimizin" gelip bize tek tek vurmasını beklerken... Üzerine bir şeyler koymak da bizim yeteneklerimize kalmış işte, hepimiz tam olarak başarılı olamamışız bu yolda. Şiddeti bu kadar sindirdikçe, terörü normal bulmamız normal yani... Bunu normal bulmam da normal mesela... 
Şimdiye kadar, demokraside adaletin olmadığına inandığını söyleyip, insanların belirli bir yüzdesini çok rahat bir şekilde "koyun" olarak adlandıranlar, vaat olarak pkkyı uysallaştırarak buna son vereceklerini söyleyen, pkk sözcülerini desteklemeyi vicdanlarında haklı bir temele bağlı gösterebilmek için bir anda demokrasi savunucusu olup, şartlarını masada tartışıp konuşarak bir anlaşma aşamasına girilebileceği belirtilmişken ve henüz kimin menfaatine gelişeceği bilinmeyen bir ortam varken bile, üst üste terör eylemleri gerçekleştirenlerin ve bunları önlemek için hiçbir varlık gösteremeyen vaatçilerin, asıl niyetlerinin mevcut düzen ve ideolojilerde bir dönüşümle çözüm aranması yerine toprağın “bölünerek”, herkesin kendi yoluna gitmesini istedikleri bu kadar açıkken, teröristlerin dile gelmesini demokrasi olarak tanımlayabiliyorlar hala. Yine ilk kurşunları pkk sıkmışken, "pkknın yaptıklarını onaylamıyoruz, barış için araya girip, çabalacağız." demek yerine, yapılan tüm saldırıları "pkk bunu yapmaya mecbur bırakıldı" gibi mağdur edebiyatlarıyla haklı çıkarmaya çalışan ve destekleyici ifadeler kullanıp, ancak 10 günün sonunda ve sadece oy kaybı kaygısıyla, "yok yok aslında bunu desteklemiyoruz" diyen partiyi hala demokrasi düşünceleriyle savunabilmek ne tür bir ciğer gerektiriyordur acaba?   
Devlet, topraklarının içinden bir parçasını çıkarıp kendi iradesiyle vermeyecekse, her fırsatta açık bir şekilde ifade ettikleri, “özlemini çektikleri” “özgür” oldukları bir “yurt” ve “yuva”nın sıcaklığını oluşturun onlara evlerinizde birer odanızı tüm demokrasi anlayışınızla açarak. Çünkü dağlar soğuktur, üşürler ve mayın döşeyip kaçmamışlarsa, bazen de askerlerle çatışır yaralı düşerler (Haa o zaman da ”gazi” olurlar değil mi?)... Bilgisayar oyunlarınızda gönderdiğiniz gibi, onlara ufak ilk yardım paketleri göndererek küçük tatlı sürprizler yapın mesela. Biz alışmışız zaten teröristlerle yaşayıp, aynı yerde yemek yeyip, aynı kahvehanede oturup, aynı okula gidip, aynı yolları kullanıp, aynı işlerde çalışıp, aynı yere gömülmeye zaten... Şimdi demokrasinin sağlanması adı altında teröristlerle aynı masaya oturup konuşuruz da medeni bir şekilde. Ama naparsın, onlar da kana doyamayan vahşi içgüdüleri ne zaman harekete geçecek belli olmayan ve böyle kabul etmemiz gereken insanlar... Birden bire ensemize kurşun yiyip, evlerimiz basılırsa, yolumuza mayın döşeyip, meydanlarımızda kendilerini “şehit” mertebesine yükseltmek için bellerine bomba bağlayarak aramıza dalıp, bedenlerimizi parçalara ayırırlarsa, kusurlarına bakmayız artık napalım... İnsanları olduğu gibi kabul etmeliyiz. Çünkü, medeni bir insan olmak bunu gerektirir. 
Ülkemin teröristi bile bir başka oluyor yaa... Gel öpücem, sevgi doldum genel ambiyanstan ötürü... Bir de ellerinde çiçekle, barış ve özgürlük hashtagli pankart ve apo bayraklarıyla gezmiyorlar mı... Böyle “barış sevdalıları”nı görünce, sözlükten “demokrasi” sözcüğünün anlamını aratıp bakıyorum ve sessizce mutluluk gözyaşlarına gömülüyorum, ne kadar yol aldığımızı görüp sevinerek:)

26 Temmuz 2015 Pazar

Profesyonel İş Hayatı

İş hayatında profesyonellik, gideceğin yeni yerdeki yol mesafesini, yemeği, parayı, kıdemi falan hesaba bile katmadan, sadece tuvaletlerin temiz, düzgün ve az işlek olmama ihtimali yüzünden büyük bir korku yaşayıp, mevcut işinden istifa etmeye uzun süre cesaret edememekle büyük bir ilişki içindedir. Kıçımızı koyduğumuz gıcır klozet kağıtlı ve temiz klozetten kaldırdığımız an profesyonelliğe adım atıyormuşuz ya meğer... smile ifade simgesi

24 Nisan 2015 Cuma

Üç Cümlede Hayallerimdeki Erkek

Erkekler tuvaletinden gelen tazyikli akan musluk sesi sonrası açılan tuvalet kapısından çıkan adamla karşı karşıya geldiğimde, ilerleyen zamanla birlikte isteklerimde ve beklentilerimde ne derece sadeleşme yaşadığımı idrak ediyorum. Geniş omuzlu, muhteşem çeneli, 1.90 boyunda, gülümsediği zaman, aralarında güneş vurduğunda kızıl ve beyaz parlayan teller barındıran kirli sakalı içinden yanaklarında çukurlar oluşturabilecek güçte gamzelere sahip yağız delikanlı beklentisi, "tuvaletten çıkarken ellerini yıkasın yeter"e dönüyormuş otuza yaklaşınca meğer... İnsan manyak gibi, karşıdaki tuvaletten gelen musluk sesini duyup, kim acaba masamdaki mouse'u kullanırsa beni tedirginliğe ve tiksintiye sürüklemeyecek, hayatım boyunca güvenebileceğim potansiyeldeki erkek diye çıkışına yetişip görebilmek için yaka paça kendini tuvaletten dışarı atar mı yahu?:)))

23 Nisan 2015 Perşembe

"Elif Shafak"

Elini korkak alıştırmadan, içine "fuck"ı da yerleştirse daha evrensel bir isimle, daha çok ilgi çekebilirdi. Hatta gelişmiş versiyonu için (bkz: elif shut the fuck up)
Bir insan kendi ismini evrenselleştirmek adına yabancılaştırıyorsa, üzülürüm ben o insana... Hele ki bir de yazarım diyorsa...

10 Nisan 2015 Cuma

Sümük

Sümkürdüğünde, yüzüne öfkeyle ve tiksintiyle bakan insan, "kibarlığından" sabahtan akşama kadar her iki saniyede bir burnunu çeker yüzünün arkasında barındırdığı mukustan beslenerek... 
Bir kerede öksürüp de kendine rahatsızlık veren histen kurtulabilecekken, "kibarlığından ötürü" kısa aralıklarla minik öksürükçükler salan tahammül edilemez insanı, yanında şiddetli bir şekilde öksürerek baskı altına alıp, bir kerede kurtulabiliriz bu illetten mesela. 
Ama ulu orta sümküren ve kendini toparlayabilen insana herkes içten içe imrense de, şiddetli bir sümkürük, çok ufak bir öksürük kadar yaptırıma sahip değildir ne yazık ki. Duyunca da kıskançlıklarından, suratını ekşitir bu mendeburlar... Sonra da tuzlu ve cıvık sümüğünü gıdım gıdım yudumlamaya devam eder tüm kibirli ve asabi kişilikleriyle.
La bi git sümkür gel Allah aşkına, nedir yaa bu pislik?!!!
(Her saniye bayılmaya hazır ve yolda her adımında tüküren insanları eleştirdikten bir hafta sonra, önce otobüste bayılıp, sonrasında ayılıp kendimi yollara attığımda kusmaya başlayıp, tükürükle son noktayı koydum sokaklara anasını satayım! Bakalım şimdi nasıl sinüs problemleri bekliyor beni...frown ifade simgesi )

1 Nisan 2015 Çarşamba

Adalet

Şimdi herkes eşit mi oldu, ödeşti mi, rahatladı mı? "Gezi"yi ara sokaklardan kaçma, kaldırım taşı atma, biber gazından nasıl etkilendiğini, limonun faydalarını pek bir eğlenerek, bol aksiyonlu bir gençlik anısı haline getirerek ağzına sakız etmiş selfiecilerin, "Ellerinde PKK ve DHKPC bayrakları olanlarla yan yana yürüdük, tam bir barış havası hakimdi yaa, hepimiz aynı davadayız, çok güzeldi." demeleri geliyor aklıma, başına silah dayanmış bir insan ve fonda tekrar DHKPC bayrakları gördüğümde. "Bir de adalet sağlandı." diyorlar şimdi, cehalet dolu yarım akıllarıyla kim bilir kimin yorumlarını baz alarak (ki kendilerine ait bir fikirleri de yoktur bu beyinsizlerin, o yüzden sadece esinlenirler)... Hiçbir ölüye başka birinin kanı konfor sağlamıyorken, "Berkin rahat uyur artık." diyorlar peş peşe yaptıkları facebook paylaşımlarında. Ne kadar "Bahtiyar"(!) olduklarını anlatıyorlar... Ölmüş bir çocuğun masumiyetini bir cinayetle kirletmeye çalışarak.
Arkadaş seçme konusunda ne kadar başarısızlık içinde olduğumun bir kanıtı olarak, şimdinin teknoloji uyumlu modern teröristleri varmış facebook listemde ne yazık ki! Eskiden dağda yaşıyormuşsunuz ne güzel... Şimdi çağla uyumlu bir de hashtagli falan bu sıfatsızlar!

23 Mart 2015 Pazartesi

Halk dilinde "tükürük"!

Hepinizden tiksiniyorum

Yollarına tükürülmeyen bir yerde yaşayıp, yollarına kusulmayan ve içlerine işenmiş su şişeleri fırlatılmayan bir yerde çalışmak istiyorum. Her zaman içinde yer alınan 3 km karelik bir alanda neden yer alamaz huzur, ben fazla yer kaplamamak için yaşam alanımı bu kadar daraltmışken? Ben mi yaşamayı beceremiyorum yoksa salgılarını içlerinde tutamayan insan dışı varlıklar mı? "Hepinizden iğreniyorum!" yazısı yapıştırıp, kendimi plastik poşete sarıp öyle yaşamak istiyorum içinizde sayın Allah'ın belaları! Her 15 cm'de bir tükürük görmek ve bunlara basmadan yürümeye çalışmak ne büyük eziyettir! Bir de parfüm ve şemsiyenin ortaya çıkış hikayesi yüzünden Fransızlar'ın pisliğinden bahseder alay ederek bu millet... temizliği aslında Osmanlı'dan öğrendiklerinden falan filan bir şeyler... En azından başkalarını pisliklerinden korumak için bir çözüm üretebilmişler adamlar. 
Adımlarımı obsesif kompulsifler gibi yere bakarak ve pislikler arası mesafeleri ölçerek atmak istemiyorum. Temel bir ihtiyacın bile lüks ve bulunduğunda öpüp başına koyulabileceği hale geldiği bir sefillikte yaşamak ne de midede kelebek uçuşturucu! Sonra da özgüveni yitik gibi görünme nedenlerim sorgulanır, diğer insanlar içlerindeki tüm pisliği dışarı atıp, elini kolunu, kıçını başını ayrı oynatarak yürürken, ben başımı öne eğerek yürüdüğümde! Belki de gözlerimi içlerinden akıttıklarından ayırabilsem, yolda hayatımın erkeğiyle bile göz göze gelebilirdim mesela... İşte o yüzden... Hayatımı dolaylı veya doğrudan tahrip edenleri Allah top etsin!:) Yok yok... gülmüyorum, ciddiyim! Yollara tükürenlerin dili damağı kurusun, yollara kusanlar ishal olsun; işeyenlerin de böbrek taşları idrar yollarını tıkasın. AMİN!

28 Şubat 2015 Cumartesi

Cep Boy

Madem cep telefonuna bakarak yolda yürüyebiliyor, araba kullanabiliyor, yolculuk ve sohbet edebiliyor ve yemek yiyebiliyorduk, elimize cep boy kitap alıp neden okumamışız ki yahu?

Plaza Kaşarı Ağzı

İngilizce'deki "will be Verb3" kalıbını Türkçe'ye uyarlayarak, plaza kaşarı ağzıyla, dillerinden düşürmedikleri "bakıyor olacağız", "yapıyor olacağız", "ilgileniyor olacağız"ın Türkçe'deki asıl karşılığını buldum. Bu kalıp, anneanne ve babaannemin yıllardır söylemiş olduğu "bakarak ol"dur, "gereken özeni göster, ilgilen" anlamı içine katılmış olan. 
Bundan böyle ben de will be V3'li olarak konuşarak ortama ayak uydurmayı düşünüyorum. Bakarak olacağım ağalar!!!

17 Şubat 2015 Salı

"T.C=Tecavüzcü Coşkun"

Konuşmalarında nokta yerine "a.k" kullananlar ne zaman duyarlı oldu? Sürekli söyleyerek zihninizde basitleştirdikleriniz, uygulamanızı daha da kolaylaştırıyordur belki de değil mi? Saygı, babanızın annenize yaptığını, eşinize/sevgilinize yaptığınızı küfre dönüştürerek yitiyor gün geçtikçe. Yakılıp atılmayan ve sessiz kalmak zorunda kalıp kendinden tiksinen ve bu acılarla yaşamaya mecbur bırakılan "sessiz" kadın ve çocuklar da var hiç haberimizin olmadığı... ve onların sözlü ve elle tacizcileri, tecavüzcüleri de içimizde... Hayır, beğenilmek de hoşumuza gitmiyor; sadece birilerinin hayaline obje olduğumuzu hissettiriyor.

24 Ocak 2015 Cumartesi

Meteoroloji vs Her şey

Meteorologlar günah işlemiyor mu? Gelecekten haber veriyorlar, biz de ona göre giyiniyoruz... Caiz mi lan bu?!! Bence Allah bir gün taş yağdırabilir:(
Yandex.Metrica